Halil Zafer - RSS https://halilzafer.net Tecrübe, fikir ve notlarım. tr Aynı ama farklı https://halilzafer.net/blog/26/ayni-ama-farkli Nogales kenti düz bir sınırla birbirinden ayrılır. Sınırın bir yanına baktığınızda Arizona eyaleti, Santa Cruz bölgesine (county) bağlı Nogales kentini görürsünüz. Oldukça gelişmiş olan bu kentte genç nüfusun büyük bir kısmı okula gider. Yetişkinler de en az lise mezunudur. Kent nüfusunun geneli sağlıklıdır ve yaşam süreleri, dünya genelindeki ortalamanın üzerindedir. Kent sakinlerinin çoğu 65 yaş üzeridir. Hane başına düşen ortalama yıllık gelir miktarı 30 bin dolar civarındadır. 2010 yılında yapılan son nüfus sayımına göre, kentin nüfusu 20.837 kişiden oluşmaktadır. ¹ Devlet; elektrik dağıtım ağı, telefon hattı, kanalizasyon sistemi, halk sağlığı, yol ağı, yasa ve asayişin sağlanması gibi temel insanî hakların yanında, ağırlıklı olarak 65 yaş üzeri yaşlıların yararlandığı, Medicare isimli başarılı bir sağlık sigortası sistemi de tahsis etmiştir.² Nogales Arizona halkı, can ve mal güvenliği konusunda da devlet güvencesi altındadır. Endişe ve korku içerisinde olmadan, yatırım yapabilir ve gündelik işleriyle meşgul olabilirler. Zaman zaman meydana gelen yolsuzluklara ve yetersizliklere rağmen, mevcut hükumetin halka hizmet etmek zorunda olduğu bilinciyle hareket ederler. Belediye başkanlarını, kongre üyelerini ve senatörlerini değiştirmek için oy kullanabilirler. Aynı şekilde, ülkelerini kimin yöneteceğinin belirlendiği başkanlık seçimleri için de sandığa gidebilirler. Demokrasi, onlar için olağandır.

Yalnızca birkaç adım uzaklıkta olan sınırın diğer bir yanına baktığınızda ise neredeyse her şeyiyle farklı bir kent görürsünüz. Nogales Sonora halkı, bağlı olduğu ülkenin diğer bölgelerine nispeten daha nezih bölümünde yaşasalar da hane başına düşen yıllık gelir miktarı, sınırın diğer tarafındaki Nogales Arizona'dakinin yarısından bile az düzeydedir. 2010 yılında yapılan son nüfus sayımına göre, kentin nüfusu 220.292 kişiden oluşmaktadır. ³ Genç nüfus, çoğunlukla okula gitmez ve yetişkinlerin çoğu lise diplomasına dahi sahip değildirler. Bebek ölüm oranı oldukça yüksektir. Halk, genel sağlık hizmetlerinden yeterli derecede faydalanamaz. Dolayısıyla da sınırın diğer ucundaki komşularına kıyasla yaşam süreleri düşüktür. Yasa ve asayiş durumu kötüdür, suç oranı bir hayli yüksektir. Yatırım yapmak ve iş kurmak oldukça risklidir. Bir işletmenin faaliyete geçebilmesi için gerekli izinlerin alındığı kurumlara ya da kişilere rüşvet verilmesi gerekir. Nogales Sonora halkı, başarısız siyasetçilerin yaptığı yolsuzlukları görmezden gelmekle yükümlüdür. Demokrasi, onlar için yeni ve eksik bir deneyimdir.

Bir elmanın iki yarısı olan Nogales Arizona ve Nogales Sonora, nasıl oluyor da birbirlerinden bu kadar farklı olabiliyor? Coğrafi ya da iklimsel herhangi bir fark söz konu değil. Sağlık koşulları farklı olsa da bölgedeki hastalık türleri farklılık göstermiyor. Amerika Birleşik Devletleri, Nogales Arizona'da yaşayan halk için kaliteli bir sağlık sistemi sunarken; Meksika, Nogales Sonora'da yaşayan halk için düzgün işleyen sağlık sistemi bile sunamıyor. Sınırın iki yanındaki bu insanların ataları aynı, aynı yemekleri yemekten ve aynı müzikleri dinlemekten keyif alıyorlar. Kültürleri arasında da bir fark yok. “Aynı ama farklı" olan şey, tahmin edeceğiniz gibi kenti ikiye ayıran beşerî sınır. Bir kentin iki farklı bölgesinde yaşayan insanlar için hayat kolay ya da zor olabiliyor. Peki, Amerika Birleşik Devletleri, halkı için elverişli bir yaşam sunabilirken, Meksika ya da diğer Latin Amerika ülkeleri neden bunu sağlayamıyor? Bu sorunun yanıtı, erken sömürgecilik döneminde farklı toplumların oluşum biçimlerinde yatmaktadır.

Kaynak: Acemoğlu Daron ve James A. Robinson, Ulusların Düşüşü, İstanbul 2019, s.15-17.

× Dikkat: Bu makale/deneme güncelliğini yitirmiş, içeriği değiştirilmiş veya geliştirilmiş olabilir.
]]>
Sat, 15 Jun 2019 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/26/ayni-ama-farkli
Yüksek kibir alçak fikir https://halilzafer.net/blog/25/yuksek-kibir-alcak-fikir İnsan nedir? İnsan, mensup ya da sahip olduğunu yüceltme eğilimi içerisindeki tek varlıktır ve bu yaptığından öylesine haz alır ki karşısındaki en sevdiği kişi dahi olsa görmezden gelebilir. Kendini öven veya karşı taraftan övgü bekleyen, yaşamını bu minvalde sürdüren tek canlı sanıyorum ki biz insanlarız! Üstelik bu büyük yanılgının içerisindeyken bile aptal olmadığımızı iddia edebilecek kadar da donanımlıyız. Elbette, bu durumu tek bir sebebe bağlamak pek de akıl kârı değil. Biz bunlara kafa yorarken; bilim, görevini yerine getirmiş, bu insanları sınıflandırmış ve hastalıklarına isim vermiş: Narsizm, nam-ı diğer özseverlik. Kabaca kişilik bozukluğu da diyebiliriz. Narsist kişilik bozukluğuna sahip insanlar, fikirlerini dayatamadığı insanlara karşı psikolojik şiddeti kullanmaktan çekinmezler. Hatta bu durumu daha da ileri taşıyıp fiziksel şiddeti dahi meşru görebilirler. Maddî veya manevî kazançları söz konusu olduğunda ise “tutmayın küçük enişteyi"...

İşin özüne bakacak olursak, her insan bir miktar özseverdir. Bunları yazan ben, okuyan siz dahil. Fakat bu konuda insanları ikiye ayırmak, hiç göze batmayacaktır zannımca. Özseverliğini kontrol edemeyenler ve edebilenler. Özseverliğini kontrol edemeyen kişi, fikirlerinin doğruluğunu kabul ettirme konusunda o kadar ısrarcıdır ki “yanlış" kelimesini lûgatından silip atmıştır. Tamamen ben merkezli bir hayat sürer ve insanlara kendini farklı göstermeyi yaşamındaki tek şiar olarak görebilir. Özseverliğini kontrol edebilen kişi ise bu satırları yüzü kızarmadan rahatlıkla okuyabilir ve anlayabilir.

Günümüz insanlarının neredeyse tamamını tek cümleyle hicveden Richard Wilkins der ki: “Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder." Narsizm ile bu hiciv arasında bağlantı kurmayı tamamen size bırakıyorum. Satır sonlarına doğru hâlâ özseverliğinizi kontrol edebildiğinize inanıyorsanız, tebrikler! Özsaygınızı yitirmemişsiniz demektir...

Kaynak: Çevrenizdeki insanlar

]]>
Wed, 05 Dec 2018 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/25/yuksek-kibir-alcak-fikir
Bu dünya kimin? https://halilzafer.net/blog/23/bu-dunya-kimin Şu, buna saldırıyor. Bu, şunu geri püskürtüyor. Vay efendim, bilmem nerede sular durulmuyor. Şurada operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Bu, orayı abluka altına alıyor. Şu, ona destek veriyor. Sonunda da o ülkenin çocukları yorganın altına girince her şeyden korunacağını sanıyor. Bu, şununla mutabakata varamıyor. Ali yazıyor Veli bozuyor. İki karpuz bir koltuğa sığmıyor. Bu ülkede insanlar kan ağlıyor. Şu ülkede obezite yaygınlaşıyor. Burada bombalar patlıyor. Şurada festivaller düzenleniyor. Bu, terör örgütlerine destek veriyor. Şu, dünya barışı için çalışıyor. Bu ülkede de insanlar, fincanların içinde geleceği arıyor! Ya sen?

]]>
Sat, 11 Nov 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/23/bu-dunya-kimin
Ubuntu üzerinde kullanılmayan paketleri silme https://halilzafer.net/blog/22/ubuntu-uzerinde-kullanilmayan-paketleri-silme Sistemimize kurduğumuz yazılımları kullanmadığımız için veya başka sebeplerle kaldırma/silme ihtiyacı duyabiliyoruz. Birçok kullanıcı bu işlemi genellikle terminal (uçbirim) aracılığıyla “sudo apt remove paketismi.deb" komutuyla yapıyor. Fakat bu komut ile kaldırılan/silinen paketlerin yapılandırma dosyaları sistemimizden tamamen silinmiyor. Yapılandırma dosyalarının silinmemesinin başlıca sebebi ise daha önce kurduğumuz yazılımı tekrar kurduğumuzda önceki ayarlarımızın saklı tutularak bize sunulmasıdır. Zaman içerisinde sistemimizde biriken ve kullanılmayan yapılandırma dosyalarını kaldırmak/silmek için aşağıdaki adımları uygulamanızda fayda var.

Sistemimizde kullanım dışı kalan yapılandırma dosyalarını listelemek için aşağıdaki kodu, terminal (uçbirim) üzerinde çalıştırıyoruz:

dpkg -l | awk '/^rc/ {print $2}'

Listelenen bu yapılandırma dosyalarını kaldırmak için öncelikle root yetkisi veriyoruz:

sudo su

Yetkiyi sağladıktan sonra ise aşağıdaki kodu çalıştırıyoruz:

dpkg -l | awk '/^rc/ {print $2}' | xargs dpkg --purge

Bu işlemi root yetkisi vermeden yapmak istiyorsanız, aşağıdaki kodu çalıştırabilirsiniz:

dpkg -l | awk '/^rc/ {print $2}' | sudo xargs dpkg –purge

Bu şekilde zamanla program kurup kaldırdıkça sistemimizde gereksiz yer kaplayan artıkları temizlemiş oluyoruz. Bundan sonra kurulan yazılımı ve yapılandırma dosyalarıyla birlikte kaldırmak/silmek istiyorsanız “sudo apt purge paketismi.deb" komutunu kullanmamız gerektiğini bilmeniz faydalı olacaktır.

]]>
Sat, 28 Oct 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/22/ubuntu-uzerinde-kullanilmayan-paketleri-silme
Yazılım ve programlama https://halilzafer.net/blog/20/yazilim-ve-programlama Bilgisayarları harekete geçiren programlara, yazılım (software) adı verilir. Komutlar ve üzerinde çeşitli işlemler gerçekleştiren veriler bilgisayarın ana belleğinde saklanır. Bu tür komut dizileri yazma işlemine ise “kodlama" adı verilir. Bilgisayarlar, programlarca verilen komutları almadan hiçbir işlem yapamazlar. Programlama, bilgisayar tarafından çalıştırıldığı zaman istenilen sonucu üreten komut dizilerinin yazılmasına denir.

Programlama dilleri

Bilgisayarlar gibi programlama dilleri de çeşitli aşamalardan geçmiştir. Program yazarken dil seçimi, yazılan programın türüne göre değişiklik gösterir. Örneğin, uygulama paketi yazmak için seçilen dil, işletim sistemiyle ilgili konularda yazılacak bir programda kullanılamayabilir. Ya da sürekli hafızada yüklü kalarak istenildiği zaman saati gösteren bir program yazmak için seçilecek dil, kütüphane paket programı hazırlamak için elverişli olmayabilir.

Kodlama esnasında kullanılan diller çeşitli kategorilere ayrılır:

- Makine dili
- Assembly (Assembler) dili
- Yüksek seviyeli diller
- Doğal diller
- Dördüncü kuşak diller

Makine dili dışındaki tüm diller semboliktir ve makine diline tercüme edilmeleri gereklidir. Bilgisayar, makine dili seviyesinde çalıştığından diğer dillerde yazılan tüm kodlar bu dile çevrilmelidir. Sembolik kodlama, bilgisayarı daha kolay anlaşılabilecek bir dilde programlayıp kodu daha sonra makine diline tercüme etmektir. Zaman içinde, kullanımı daha kolay olan programlama dilleri gelişti. Yapılan araştırmalara göre çoğu programcının, dördüncü kuşak dilleri (4GLs) ve yüksek seviyeli dilleri kullanma eğilimi içerisinde olduğu gözlenmiştir.

]]>
Thu, 10 Aug 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/20/yazilim-ve-programlama
İnternet hukukunda yer sağlayıcı kavramı https://halilzafer.net/blog/18/internet-hukukunda-yer-saglayici-kavrami 5651 sayılı kanunun 2. maddesine göre yer sağlayıcı hizmet ve içeriklerin barınması için sistem sağlayan gerçek ya da tüzel kişilerdir. Bu durumda içerikleri yayınlayan siteler kanunda yer sağlayıcı olarak kabul edilir. İnternet hukuku, günümüzde devamlı olarak kullanılan internet hizmeti için kullanıcıların belirli haklara sahip olmalarını sağlamaktadır.

İnternet üzerinden yapılan paylaşımlarda internet hukukuna göre yer sağlayıcı sorumlulukları içerisinde içeriklerin kontrol edilmesi ve hukuka aykırı herhangi bir durum söz konusu olup olmadığının araştırılması ile sorumlu değildir. Yer sağlayıcı, sağlamış olduğu barınma hizmetindeki içeriklerden sorumlu tutulmamaktadır. Olağanüstü bir durum olması hâlinde yer sağlayıcının bu durumu resmî alanlara ileterek, yer sağlamış olduğu içeriği ya da veriyi yayından çıkarma hakkı bulunmaktadır.

Yer sağlayıcının ayrıca herhangi bir uyuşmazlık oluşabileceğinden dolayı yer sağlamış olduğu içerikleri ve verileri, yönetmeliğe göre en az altı ay, en fazla iki yıl süreyle saklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bakanlık tarafından yapılan taleplerde yer sağlayıcı, talep edilen bilgileri teslim etmekle veya tedbirleri almakla da sorumludur. Yer sağlayıcı, talep edilen bilgileri bakanlığa teslim etmemesi veya gerekli tedbirleri almaması durumunda para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bu nedenle, oluşabilecek her türlü durumda yapılan taleplere karşılık verilmesi gerekir.

Günlük hayatta sürekli olarak kullanılan internet hizmeti için belirlenmiş olan internet hukuku çerçevesinde bu yönetmeliğe göre hareket edilmesi, herhangi bir sorun yaşamadan yer sağlayıcı olarak hizmet verilmesini sağlamaktadır.

Bağlantılı makale: İnternet hukukunda içerik sağlayıcı kavramı

]]>
Mon, 05 Jun 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/18/internet-hukukunda-yer-saglayici-kavrami
İnternet hukukunda içerik sağlayıcı kavramı https://halilzafer.net/blog/17/internet-hukukunda-icerik-saglayici-kavrami 5651 sayılı kanunun 2. maddesinde yer alan içerik sağlayıcı, internet üzerinden kullanıcılara sunulacak olan her türlü içerik ve verinin üretilmesi veya değiştirilmesini sağlayacak olan gerçek ya da tüzel kişilerdir. Özellikle makale, görsel veya haber gibi içeriklerin üretilmesini sağlayan kişilerdir. Sosyal medya kanalları üzerinden yapılan gönderiler, paylaşımlar, yorumlar ve daha fazlası bu kanun kapsamında incelenmektedir.

İçerik sağlayıcı, internet üzerinden sunmuş olduğu her türlü içerik ve veriden sorumlu tutulur. Bu nedenle, sosyal medya kanalları veya diğer sitelerden yapılacak olan gönderi, paylaşım ve yorumların dikkatli şekilde yapılması önem arz etmektedir. Kanuna göre belirlenmiş olan içerik sağlayıcı sorumlulukları çerçevesinde yapılan paylaşımlardan sorumlu olmaktadır.

İçerik sağlayıcının farklı bağlantılar kullanması durumunda başkasına ait olan bağlantılardan sorumlu tutulmamaktadır. Ancak sunumu veya yapılan açıklamalarda belirtmiş olduğu içeriklere göre içeriğe ulaşmasını amaçlıyorsa bu durumda sorumlu tutulmaktadır. Bu durumda yalnızca açık şekilde belirtilmesi durumunda içeriği sağlamış olan kişinin sorumlu tutulmasına neden olur. Aksi durumunda bağlantılardan sorumlu tutulmamaktadır.

İçerik sağlayıcı, bakanlık tarafından yapılan her türlü talepte belirtilmiş olan içeriklerin teslim edilmesini veya belirtilen şekilde tedbirlerin alınmasını sağlamak zorundadır. Bu nedenle bakanlık tarafından yapılacak olan taleplere karşılık istenilen bilgilerin eksiksiz olarak verilmesi gerekir. Olası durumlar karşısında bakanlık tarafından yapılan taleplerin karşılanmaması hâlinde internet hukuku kapsamında para cezası ile cezalandırılması mümkündür.

Bağlantılı makale: İnternet hukukunda yer sağlayıcı kavramı

]]>
Sun, 04 Jun 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/17/internet-hukukunda-icerik-saglayici-kavrami
İnsan, inanç ve din yorumu https://halilzafer.net/blog/16/insan-inanc-ve-din-yorumu İnsan, inanç duygusuyla yaratılan tek varlıktır. Yaradılışından bu yana gerçek kudret sahibine yönelme eğilimi içinde olmuştur. Her ne kadar, akıl ve yetenekleriyle yaşadığı çevrede otoriter bir yapı kurmuş olsa da kendi gücünü aşan bir şeyle karşılaştığı zaman aciz duruma düşer. Sonsuzluğun sahibi, ilmin başlangıç noktası "tek" güç sahibi yaratıcısı onu bu durumdan kurtarabilir ancak.

İnanç, dinin ve insanın temeli olan gerçek kudret sahibine kendini teslim edebilmenin adıdır. Gördükleriyle, duyduklarıyla, dokunduklarıyla ve hissettikleriyle gerçek güç sahibi arasında köprü kurabilmektir.

Din, insanla beraber var olan ve yaşayan hem ferdî hem de sosyal bir gerçekliktir. Belirli kurallar ve düzen içerisinde insanın mutluluğunu amaçlayan, dünyanın her yerinde, tarihin her devrinde bulunan bir kavramdır. İnsanı hem içten hem dıştan kuşatan "bir" disiplindir. İnanç arayışı içindeki insana verilen en büyük armağandır.

]]>
Thu, 01 Jun 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/16/insan-inanc-ve-din-yorumu
El-Cezerî kimdir? https://halilzafer.net/blog/15/el-cezeri-kimdir Otomatik aletleri ilk defa yapan, sibernetiğin kurucusu Müslüman ve Türk âlim. Asıl ismi, Bedîüzzaman Ebü'l-Izz bin İsmâil bin Rezzâz el-Cezerî'dir. Dicle ile Fırat arasında bulunan Cezîre -bugünkü Cizre- bölgesinde doğduğu için Cezerî nisbetiyle meşhur olmuştur. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1136-1206 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Artuklu Türklerindendir. Doğu Anadolu'da İslam medeniyetinin ileri olduğu, imar ve ilim işlerinin örnek derecede yürütüldüğü Artukoğulları sarayında, ilmî çalışmalarına devam etmiştir. Yaptığı aletler, aradan asırlar geçmiş olmasına rağmen merakla incelenmekte ve bu ilme yaptığı hizmetler takdir edilmektedir.

El-Cezerî Buluşları

Cezerî; haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama ilmi olan sibernetiğin ilk kurucusudur. İnsanlar ve makinelerde bilgi alışverişi, bunların kontrolü ve denge durumu sibernetik ilminin esas konusudur. Söz konusu ilmin gelişmesiyle elektronik beyinler ve otomasyon denilen sistemler ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan incelendiğinde, yaptığı mekanik makineler ile bu ilmin temeli Cezerî tarafından atılmıştır. Cezerî, sadece otomatik aletleri yapmakla kalmamış, otomatik olarak çalışan sistemler arasında denge kurmayı da başarmıştır. Sekiz asır gibi bir aradan sonra, İngiliz nöroloji profesörü Dr. W. Ross Ashby ancak 1951 yılında, üstün denge durumunu ortaya koydu. Fransızlar, sibernetiğin René Descartes (1596-1650) ve Blaise Pascal (1623-1662) ile, Almanlar, Gottfried Leibniz (1646-1716) ile, İngilizler ise Roger Bacon (1214-1294) ile başladığını söylese de, gerçekte otomatik aletleri ilk yapan ve işleten kişi Cezerî'dir. Sibernetik ve elektronik sistemin temelini kuran büyük bir âlimdir.

Cezerî'yi ilim dünyasına, Kitâb-ül-Câmî Beyn-ilmi vel-Amel-in-Nâfi fî Sinâat-il-Hiyel adlı meşhur eseri tanıtmıştır. Eseri kaleme alması şöyle anlatılır: Cezerî, o zamana kadar görülmemiş bir robot yaparak Artuklu hükümdarı Mahmûd bin Mehmed'e takdim eder. Robot, otomatik olarak hareket edebilmekte ve bazı şeyleri kendi kendine yapabilmektedir. Sultan, bütün bunları görünce hayretler içerisinde kalarak, Cezerî'yi takdir etmiş ve bunun hakkında bir kitap yazmasını emretmiştir. Bu emir üzerine Cezerî, meşhur eseri Kitâb-ül Hiyel'i yazmıştır.

Eser, altı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; su saati, kandreli su saatinin, saat-ı müsteviye ve saat-ı zamâniye olarak nasıl yapılacağı hakkında on şekil, ikinci bölümde; çeşitli kapların yapılışı hakkında on şekil, üçüncü bölümde; hacamat ve abdestle alakalı ibrik ve tasların yapılması hakkında on şekil, dördüncü bölümde; havuzlar ve fıskiyeler hakkında on şekil, beşinci bölümde; suyu derin olmayan bir kuyudan veya akan bir nehirden yükselten aletler hakkında beş şekil, altında bölümde ise; birbirine benzemeyen muhtelif makinelerin yapılışı hakkında beş şekil bulunmaktadır.

El-Cezerî Buluşları

Eseri meydana getiren bütün şekilleri bizzat çizmiş, renklendirmiş ve yaldızlamıştır. Eseri incelendiğinde; yaptığı makineler, kendi kendine öten tavus kuşları, otomatik saatler, robot filler, ele su dökebilen robot insanlar, Cezerî'nin ne denli büyük bir su mühendisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Eserin, müellifin hattı ile olan nüshası elde değildir. Ancak beşi ülkemizde bulunmak üzere dünyada bilinen on beş nüshası vardır. Ülkemizde bulunanlardan dördü Topkapı, bir diğeri ise Süleymaniye Kütüphanesi'nde muhafaza edilmektedir. Arapça yazılmış olan eser, Ahmed el-Hasen tarafından çeşitli yazmaları ile karşılaştırılarak yayınlanmıştır.

Kaynak: Türkiye Gazetesi Yayınları, Müslüman Bilim Adamları, İstanbul 2005, s. 164-166

]]>
Mon, 29 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/15/el-cezeri-kimdir
Gelişmekte olan ülkenin gelişemeyen insanı https://halilzafer.net/blog/14/gelismekte-olan-ulkenin-gelisemeyen-insani Bilmem kaç yüz bin liraya aldığı arabasındaki sinyal kolunu kullanmaktan aciz, trafiğe insan avlamaya çıkan adama en lüks malzemelerle donatılmış, şehrin içinde ama şehirden uzak battal boy bir rezidans sunuyorsun, sunma! Hayatında eksik olan her şeyi mutluluk sanan, tek amacı para kazanmak tek korkusu da para kaybetmek olan bu insanları kira öder gibi ev sahibi yapıyorsun, yapma!

Çarpık yapıların arasında sıkışıp kalmış, beton mafyaları tarafından kurtarılmayı bekleyen ucube gecekonduların çaresizliğine ne demeli? Her sokakta demirbaş hâline getirilmiş alışveriş merkezleri ve onlara bağımlı; amaçsız, kronik mutsuzlar var bir de. Huzuru, inşaat demirinin betonla yaşadığı aşkın arasına sığınmakta bulan prestij sahibi bireyler onlar. Evet, televizyon reklamlarının yüzde 90'ını işgal eden konut projelerini izleyerek hipnotize olan, sonra da çok uygun taksitlerle kendini bankaların kucağında bulanlardan bahsediyorum. Yazması bile zor ama hapishaneden hâllice, tek tip hayata belki bir gün sen de ben de mahkûm yaşayacak…

Bütün bunlar yaşanırken; tüm değerlerini yitirmiş, gelişmekte olan (!) ülkenin menfaatiyle uzaktan yakından alakası olmayan, sadece oturduğu dev koltuktan ahkâm kesen, bilimi ve teknolojiyi "Ben veririm parasını Japon, Amerikan ya da Alman yapar." cümlesine sığdırabilecek kadar sığ insanların altında yaşamanın zorluğundan bahsetmiyorum bile. Bilse de bilmese de her konu hakkında fikir paylaşımının farz olduğunu düşünen, kafasındaki soru işaretlerini bilgiye değil de çevresindeki insanların özel hayatına saklayan bir güruhun içinde kalmak da cabası. Bilimden ve teknolojiden nefret eden, beton sevici toplum yaratmanın gururuyla kabartın göğsünüzü!

]]>
Sun, 21 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/14/gelismekte-olan-ulkenin-gelisemeyen-insani
Mizah çözümlemesi https://halilzafer.net/blog/10/mizah-cozumlemesi "Gaz kaçağını çakmakla kontrol eden bu millete, mizahı öğretecek değiliz!" şeklinde bir giriş yapmak isterdim fakat ne ben bir politikacıyım ne de bu bir balkon konuşması metni. Yurdum insanının en iyi yapabildiği şeylerden biri kuşkusuz mizah. İzahı olmayanı mizaha eviren, sevincini de üzüntüsünü de mizahla harmanlayıp, afiyetle tüketen seçilmiş kişileriz biz!

Mizah, konulara farklı açılardan bakarak, bizleri bazen güldüren bazen düşündüren bazen de bir fikri anlatmak ya da eleştirmek için kullanılan bir "sanat" dalıdır. Mizahın insanı sadece gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatı olmadığını; mizah eserlerinin aynı zamanda, belli fikirleri ifade etmek için üretildiğini ve toplumu aydınlattığını es geçmemekte fayda var.

Eski çağlarda, yönetim biçimlerini eleştirmek için kullanılan mizah, günümüzde çeşitlilik kazanmış ve her alana yayılmıştır. Günlük hayatta olmazsa olmazımız olan mizah, siyaset ve ekonomide de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Hayatta; savaş, ölüm, hastalık gibi çok ciddi algılanan konuların hiciv ile ele alınması ise "kara mizah" kavramını doğurmuştur. İnsanı acı acı gülümseten ve düşündüren bir alaydır bu. "Gülerim ağlanacak hâlime!" misali. Hababam Sınıfı, Kapıcılar Kralı, Postacı gibi filmler ile toplumsal olaylar, seyircisine aile boyu kahkahalar attırarak anlatılmıştır. Bu filmlerin birçok sahnesini hâlâ anımsadığınızı fark ettiniz değil mi? Mizah yer eder, unutulmaz. Güldürür, düşündürür...

]]>
Fri, 05 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/10/mizah-cozumlemesi
Toprağın üstündekiler https://halilzafer.net/blog/9/topragin-ustundekiler Birbirimizi kandırmayalım. Siyaset lanet bir şey. Bağımlılığın arkasında bıraktığı riyakârlığın ayak izleri. Bulaşanın bırakamadığı bu illetin bedelini neden başkaları öder ki? Hak yemek, dolaylı olarak can almak ne kadar da basitleştirildi mensup olduğu dinin arkasına saklanan korkaklar tarafından. Zenginlerin zenginliğini, fakirlerin de fakirliğini koruyabilmek için kırk takla atanlar, rant belirli bir kesime ait olunca üç maymuna oynadılar.

Sonuç mu? Menfaat kelimesini, şehit kelimesinin ardına sakladılar. Anaların öpmeye kıyamadığı, babaların şımarmasın diye sevemediği çocuklar toprağın altında, soğuk şimdi.

Kendini koru. Çünkü toprağın üstü hastalık dolu...

]]>
Fri, 28 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/9/topragin-ustundekiler
Özgür yazılımlara katkı sağlamak https://halilzafer.net/blog/8/ozgur-yazilimlara-katki-saglamak Özgür yazılımlar genellikle çevrelerinde oluşan toplulukların gücüyle hayatlarını sürdürür. Topluluklar elbette sadece geliştiricilerden ibaret değildir. Özgür yazılımlar çoğunlukla ücretsiz olsalar da her zaman ücretsiz olmak zorunda değildirler. Özgür yazılımlara katkıda bulunabilmek için kod yazmayı biliyor olmak zorunda değilsiniz. Kod katkısı dışında da katkıda bulunmanın birçok yolu vardır. Unutmayın, her katkı kıymetlidir…

Hata raporlama

Kullanıcısından geri bildirim almak yazılım ve geliştiricisi için her zaman önemlidir. Birçok özgür yazılım hemen hemen her gün yeni kabul edilen yamalarıyla birlikte derlenip, paketlenir. Böylece en son hâli üzerinden yazılım test edilebilir. Katkıda bulunabilmek için geliştirici sürümünü kullanmanız ve test etmeniz bir zorunluluk değil. Ancak karşılaştığınız hatanın daha kısa sürede çözümlenmesi daha olası olacaktır. Bu yönden ele alındığında, yazılımların geliştirici sürümünü kullanmanız sizin için çok daha iyi olacaktır.

Raporlanmış hatayı test edip onaylama

Hata ilk raporlandığında "onaylanmamış" etiketine sahip olmalıdır. Kullanıcılar tarafından raporlanmış hatalar en az bir kişi tarafından daha tekrar edilirse "onaylanmış" etiketi kazanmalıdır. Böylece raporlanmış hataların gerçekten hata olma ihtimali yükselecektir. Bu sebepten dolayı raporlanmış hataları test etmek de ayrı bir iş hâline gelir. Raporlanan hatayı tarif edildiği şekilde siz de görebiliyosanız ve eminseniz, hatanın giderilmesi konusunda katkı sağlayabilirsiniz.

Manuel test

Testi yazılmış özelliklerin bir sonraki sürümde doğru çalışıp çalışmadığının fark edilmesi kolaylaşır. Kod yazmadan düz metin yazar gibi test yazmanız da mümkündür. En iyi biçimde katkıda bulunabilmek için; daha önce yazılmış testleri inceleyebilir, siz de yenilerini ekleyebilirsiniz.

Çeviri

Hiçbir yazılım kendiliğinden Türkçe'ye çevrilmez. Türkçe kullanabildiğiniz özgür yazılımların her birinin arkasında bir ya da birden fazla “gönüllü çevirmen" vardır. Düzgün çeviri yapabilmek için İngilizce bilmekten fazlası gerekir. Yaptığınız çeviriler tutarlı olmalıdır. Hızlandırıcılar, değişkenler, formül isimleri gibi kod ile bağlantılı çevirileri yaparken öncekilerin nasıl çevrildiğini mutlaka incelemelisiniz.

Belgelendirme

Elbette kod belgelendirmesinden bahsetmiyorum. Kod belgelendirebilmek için koda hâkim olmak gerekir. Belgelendirmenin kod yazmaktan daha zor bir iş olduğu aşikâr. Yazılımın bir özelliğe sahip olması tek başına yeterli değildir. Kullanıcı onu nasıl kullanacağını bilmediğinde özellik onun için anlamsız hâle gelir. Bu belgelerin güncel kalması için yardımcı olabilirsiniz.

Kullanım videoları

Bazı kullanıcılar için okuyarak öğrenmek, izleyerek öğrenmekten daha zordur. Bu yüzden katkıda bulunmak istediğiniz özgür yazılımın anlaşılabilirliğini ve kullanılabilirliğini kolaylaştırmak adına ilgili yazılımın kullanımı hakkında ekranınızı kaydererek katkıda bulunabilirsiniz.

Tanıtım ve pazarlama

Özgür yazılımların da tanıtılması, pazarlanması ve topluluğunun bir arada tutulması gerekir. Bu gibi mecraların da birileri tarafından yönetilmesi gerekir. Bu yönden katkıda bulunmak, sorumluluk almak isterseniz tam zamanı.

Bağış

Özgür yazılımlar ağaçta yetişmez, yerden bitmez. Alan adı, sunucu masrafı, etkinlikler, geliştiriciyi teşvik etme gibi giderleri vardır. "Benim vaktim yok ama bağış yapabilirim." diyenlerdenseniz, miktarından bağımsız şekilde kıymetli bir katkıda bulunmuş olursunuz.

]]>
Tue, 25 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/8/ozgur-yazilimlara-katki-saglamak
Devrik cümle: Tarafsız gazetecilik olmaz https://halilzafer.net/blog/7/devrik-cumle-tarafsiz-gazetecilik-olmaz Bugünün dünyasında tarafsız kalmak pek inandırıcı değil açıkçası. Özellikle de büyük kitleleri yöneten medya sektöründe. Tarafsızlığını iddia eden, egemen sınıfların ve mevcut sistemin yanında pasif olarak taraf tutmuş demektir aslında. Ya küçük balık olursunuz ya da büyük balık. Ortada bir yerlerde "tarafsızlık" adı altında konumlandıramazsınız kendinizi. İyiye iyi, kötüye kötü demek tarafsız kalmaya çalışmaktır aslında. Paraya para demek değil!

Yazdıklarından ve yayınladıklarından yola çıkarak herhangi bir medya organının hangi görüşü desteklediğini ayırt etmek çok da zor olmasa gerek. Tarafsızlık sloganının arkasında, birden fazla farklılık olabilir elbette. Fakat en göze çarpanlar, yapıcılık ve yıkıcılık olacaktır hiç şüphesiz. Bunların karşısında tüm tarafları görmezden gelmek en iyisi. Neden mi? Çünkü yapıcıya göre iyi ve doğru olan bir şey, yıkıcıya göre kötü ve yanlıştır her zaman...

Medya organlarının tarafsızlık sloganının arkasında, seçimini düzenden yana kullanmış olmak yatar. Tarafsız gazetecilik yaptığını söyleyen medya organları, genellikle eleștirilerini sisteme değil, şahıslara ve siyasi partilere yöneltirler acımasızca. Topluma da bu acımasızlığı tarafsız gazetecilik etiketi altında sunmaktan da kaçınmazlar tabii. Aslında yaptıkları, savunduğu görüşü aklamaktan; bizzat sistemin kendi ișleyișinden, doğasından kaynaklı yanlış ve hataları kișilere, kurumlara yükleyerek, mevcut sistemi temize çıkarmaktan ibarettir kanımca. İtiraf etmek gerekirse; ileriden geriye, sağdan sola, yukarıdan aşağıya bir dansözün bile zorlanacağı bu kıvrak hareketleri medya patronlarından izlemek keyif verici.

]]>
Sat, 22 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/7/devrik-cumle-tarafsiz-gazetecilik-olmaz
HTML5 ile video dosyası ekleme https://halilzafer.net/blog/5/html5-ile-video-dosyasi-ekleme Şimdiye kadar bir sayfada direkt olarak video göstermek, HTML özellikleri arasında yer almıyordu. Daha önce bir takım eklentiler aracılığıyla video dosyaları oynatılıyordu. Hatta farklı tarayıcılarda farklı eklentiler kullanmak bile gerekebiliyordu. HTML5, web sayfalarına video eklemek için standart bir yol ile yeni bir öge tanımlamaya olanak sağlıyor.

Nasıl çalışır?

<video> etiketi açılır, içine <source> etiketi ile video dosyasının kaynağı ve tipi yazılır, ardından </video> etiketi kapatılır. Ayrıca HTML5 video etiketlerini desteklemeyen tarayıcılar için video etiketlerinin içine uyarı eklemeniz gerekecektir.

<video width="640" height="480" controls="controls">
    <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.mp4" />
    <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.ogg" />
    Kullandığınız tarayıcı video etiketlerini desteklemiyor.
</video>

Videolar için controls özniteliği "Play", "Pause" ve "Volume" gibi denetimler ekler.

Ayrıca her zaman width ve height niteliklerini dahil etmek iyi bir fikirdir. Yüksekliği ve genişliği ayarlarsanız sayfa yüklendiğinde video için gerekli alan ayrılmış olacaktır.

Şu anda <video> ögesi için desteklenen dosya formatları şöyledir: MP4, WebM ve Ogg.

Document Object Model (DOM)

HTML5 video elemanının yöntemleri (methods), özellikleri (properties) ve olayları (events) vardır. Bu sayede basit bir şekilde ögeleri okuma, özellikleri belirleme ve yöntemleri nasıl çağırdığımız işlenmektedir.

<div>
    <p>
        <button onclick="playPause()">Oynat/Durdur</button>
        <button onclick="makeBig()">Büyüt</button>
        <button onclick="makeSmall()">Küçült</button>
        <button onclick="makeNormal()">Normal</button>
        <!-- onclick özniteliğinin kullanılması tavsiye edilmemektedir. --> 
    </p>
    <video id="video" width="640">
        <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.mp4" />
        <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.ogg" type="video/ogg" />
        Kullandığını tarayıcı HTML5 video etiketlerini desteklemiyor.
    </video>
</div>
<script type="text/javascript"> 
    var myVideo=document.getElementById("video");
    function playPause(){ 
        if (myVideo.paused) 
          myVideo.play(); 
        else 
          myVideo.pause(); 
    } 
    function makeBig(){ 
        myVideo.width=790; 
    } 
    function makeSmall(){ 
        myVideo.width=540; 
    } 
    function makeNormal(){ 
        myVideo.width=640; 
    } 
</script>

Aşağıda tüm gelişmiş tarayıcılar tarafından desteklenen yöntemler, özellikler ve olaylar listelenmiştir.

Yöntemler: play() • pause() • load() • canPlayType

Özellikler: currentSrc • currentTime • videoWidth • videoHeight • duration • ended • error • paused • muted • seeking • volume • height • width

Olaylar: play • pause • progress • error • timeupdate • ended • abort • empty • emptied • waiting • loadedmetadata

]]>
Mon, 17 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/5/html5-ile-video-dosyasi-ekleme
HTML5 ile ses dosyası ekleme https://halilzafer.net/blog/4/html5-ile-ses-dosyasi-ekleme HTML5 ile ses dosyalarını oynatmak artık mümkün hâle geldi. Daha önce bir takım eklentiler aracılığıyla ses dosyaları oynatılıyordu. Hatta farklı tarayıcılarda farklı eklentiler kullanmak bile gerekebiliyordu. HTML5, web sayfalarında ses dosyalarını çalmak için standart bir yol ile yeni bir öge tanımlamaya olanak sağlıyor.

Nasıl çalışır?

<audio> etiketi açılır, içine <source> etiketi ile ses dosyasının kaynağı ve tipi yazılır, ardından </audio> etiketi kapatılır. Ayrıca HTML5 ses etiketlerini desteklemeyen tarayıcılar için ses etiketlerinin içine uyarı eklemeniz gerekecektir.

<audio controls="controls">
    <source src="https://www.w3schools.com/html/horse.ogg" type="audio/ogg" />
    <source src="https://www.w3schools.com/html/horse.mp3" type="audio/mpeg" />
    Kullandığınız tarayıcı ses etiketlerini desteklemiyor.
</audio>

Sesler için controls özniteliği "Play", "Pause" ve "Volume" gibi denetimler ekler.

Şu anda <audio> ögesi için desteklenen dosya formatları şöyledir: MP3, WAV ve Ogg.

]]>
Sun, 16 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/4/html5-ile-ses-dosyasi-ekleme
Girişimcilik safsatası https://halilzafer.net/blog/2/girisimcilik-safsatasi Son zamanlarda adını çokça duyduğunuz kelimedir kendileri. Peki, girişimci dedikleri bu şey ne ola ki? Aslında her kafadan bir ses çıkacaktır bu soru karşısında. Tabii, insanların bir fikre sahip olması, iyi bir şey şüphesiz. İnsan, gördüklerini ya da duyduklarını hiç sorgulamadan kabul etmeyi ne kadar da iyi başarıyor değil mi?

Girişimciliği sadece e-ticaretten ibaret görenler, çıktığı her konferansta girişimcilik diye şişirilmiş bir sürü zırva e-ticaret başarı hikâyelerini anlatanlar, sektörün reklam harcamasını pompalamak için “Bu sektör şöyle büyüyor, böyle paralar kazanılıyor!" diye ahkâm kesenler…

Ha, konuşmalarında olmazsa olmazları olan “Otobüsten indim, Mercedes'e bindim…" cümlesini kurmadan da rahat uyuyamazlar! Saçma sapan ütopyalarının içinde kaybolup, genç girişimcileri uzun vadede hüsrana uğratanlar onlayn mı?

]]>
Tue, 10 Feb 2015 00:00:00 +0200 http://halilzafer.net/blog/2/girisimcilik-safsatasi
Merhaba dünya https://halilzafer.net/blog/1/merhaba-dunya

"Ne yazsam?" sorusunun başlangıcı, birbirini tanımayan kelimelerin sımsıkı tutunarak oluşturduğu cümlelerin sonu olacak yazacaklarım. Olduğu kadar da tecrübe, fikir ve notlarımı karalayacağım. Yaşlıların da bir zamanlar genç, hatta çocuk olduklarını düşünebilmek kadar zor olmayacak yazacaklarımı anlamak... İnsan, kendine dahi söylemeye korktuklarını diğerlerine açabilmek için yazar. Yazdıkça da yazası gelir, içinde bir şey kalmayana dek! Çok garip, değil mi?

]]>
Thu, 08 May 2014 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/1/merhaba-dunya