Halil Zafer - RSS https://halilzafer.net Tecrübe, fikir ve notlarım. tr Yazılım ve programlama https://halilzafer.net/blog/20/yazilim-ve-programlama Bilgisayarları harekete geçiren programlara, yazılım (software) adı verilir. Komutlar ve üzerinde çeşitli işlemler gerçekleştiren veriler bilgisayarın ana belleğinde saklanır. Bu tür komut dizileri yazma işlemine ise “kodlama" adı verilir. Bilgisayarlar, programlarca verilen komutları almadan hiçbir işlem yapamazlar. Programlama, bilgisayar tarafından çalıştırıldığı zaman istenilen sonucu üreten komut dizilerinin yazılmasına denir.

Yazılım ve programlama

Programlama dilleri

Bilgisayarlar gibi programlama dilleri de çeşitli aşamalardan geçmiştir. Program yazarken dil seçimi, yazılan programın türüne göre değişiklik gösterir. Örneğin, uygulama paketi yazmak için seçilen dil, işletim sistemiyle ilgili konularda yazılacak bir programda kullanılamayabilir. Ya da sürekli hafızada yüklü kalarak istenildiği zaman saati gösteren bir program yazmak için seçilecek dil, kütüphane paket programı hazırlamak için elverişli olmayabilir.

Kodlama esnasında kullanılan diller çeşitli kategorilere ayrılır:

- Makine dili
- Assembly (Assembler) dili
- Yüksek seviyeli diller
- Doğal diller
- Dördüncü kuşak diller

Makine dili dışındaki tüm diller semboliktir ve makine diline tercüme edilmeleri gereklidir. Bilgisayar, makine dili seviyesinde çalıştığından diğer dillerde yazılan tüm kodlar bu dile çevrilmelidir. Sembolik kodlama, bilgisayarı daha kolay anlaşılabilecek bir dilde programlayıp kodu daha sonra makine diline tercüme etmektir. Zaman içinde, kullanımı daha kolay olan programlama dilleri gelişti. Yapılan araştırmalara göre çoğu programcının, dördüncü kuşak dilleri (4GLs) ve yüksek seviyeli dilleri kullanma eğilimi içerisinde olduğu gözlenmiştir.

]]>
Thu, 10 Aug 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/20/yazilim-ve-programlama
Sinema ve gerçeklik https://halilzafer.net/blog/19/sinema-ve-gerceklik Sinema, insanoğlunun kendini geliştirmesi sonucu ortaya çıkmış “yapay" bir gerçekliktir. Gerçeklik ise insanlığın yaradılışından bu yana değiştirilememiş tek olgudur. İnsan; zihninde canlandırdığını bir şeye, zamanla da bir yere aktarma eğilimi içinde olmuştur. Yaradılışından bu yana sürekli olarak doğayı gözlemlemiş ve mağara çizimleriyle zihnindekini, temin ettiği her şey ile herkese aktarmaya çalışmıştır. Bu bir anlamda sanatın, sinemaya gebe kaldığının ilk belirtisi olmuştur. Ardından gözüyle gördüğünü birebir aktarmak isteyen insanoğlu bu isteğini de yerine getirmiş ve sonu “gerçeklik" ile bitecek olan bu maceraya atılmıştır. Fotoğrafın icadıyla zihnindekilerin aktarımı sırasında yaşadığı eksikliği, gözüyle gördüğünün aktarımına eksiksiz olarak devretmiştir. Fotoğrafın sadece anlık görüntü elde etmesi, insanın yarattığı gerçeklik olgusu ve kurgusuna uymamış, yeni arayışlar içerisine girmiştir. Sürekli kendini ve gerçekliği geliştiren insanoğlu, tek bir kare fotoğrafı art arda kareler haline getirmiş ve bunun sonucunda; sanat, sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmiştir.

Sinema ve gerçeklik arasındaki uzun köprüyü inşa eden insanoğlu, zaman geçtikçe bu köprüyü o kadar kısaltmıştır ki sinemanın gerçeklikten ayrımı zorlaşmıştır. Bir anlamda sinema, insanların görsel yolla aldığı bir uyuşturucuya dönüşmüştür. Dış dünyanın bir perde üzerine aktarımı insanı gerçeklikten ve doğadan uzaklaştırarak zevk ve isteklerinin sapmasına neden olmuştur. İnsanın doğayı taklit ederek verdiği yapıtlar, gerçekliğin bayağılaşmasına sebep olmuştur. Sinema; gerçekliğin dar bir kalıp halinde kitlelere sunulduğu, öznel ve nesnel öğelerin toplamından ibarettir.

Fischer,[1] bu konudaki görüşlerini şöyle özetlemektedir: “Bizim duyarlılığımızın dışında kendi başına var olan şey maddedir. Oysa gerçeklik, insanın yaşantı ve anlayış yeteneğiyle katılabileceği sayısız ilişkileri kapsar... Gerçekliğin bütünü özne ve nesne arasındaki bütün ilişkilerin toplamıdır; yalnız olayların değil, bireysel yaşantıların, düşlerin, sezgilerin, heyecanların, hayallerin toplamıdır."

Sinema ve gerçeklik ilişkisi Lumieré'den bu yana cevap bulunamamış bir konudur. Bu konuda değişik görüşler ileri süren yönetmenler kendi görüşlerini destekleyen yapıtlar vermiştir. Bazı teorisyenler gerçekliği belgesel filmlerde ararken; bazıları da bir hikâyesi olan filmlerin de gerçekliği yansıtabileceğini, gerçekliğin sinemada estetik değerin yitirilmesine yol açmayacağını, aksine kendine özgü bir estetik değeri olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Makalenin orijinal uzun hâli: Kamera arkası: Gerçekliğin sineması, (Sinema ve gerçeklik)

]]>
Sun, 16 Jul 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/19/sinema-ve-gerceklik
İnternet hukuku: Yer sağlayıcı https://halilzafer.net/blog/18/internet-hukuku-yer-saglayici 5651 sayılı kanunun 2. maddesine göre yer sağlayıcı hizmet ve içeriklerin barınması için sistem sağlayan gerçek ya da tüzel kişilerdir. Bu durumda içerikleri yayınlayan siteler kanunda yer sağlayıcı olarak kabul edilir. İnternet hukuku, günümüzde devamlı olarak kullanılan internet hizmeti için kullanıcıların belirli haklara sahip olmalarını sağlamaktadır.

Yer sağlayıcı nedir?

İnternet üzerinden yapılan paylaşımlarda internet hukukuna göre yer sağlayıcı sorumlulukları içerisinde içeriklerin kontrol edilmesi ve hukuka aykırı herhangi bir durum söz konusu olup olmadığının araştırılması ile sorumlu değildir. Yer sağlayıcı, sağlamış olduğu barınma hizmetindeki içeriklerden sorumlu tutulmamaktadır. Olağanüstü bir durum olması hâlinde yer sağlayıcının bu durumu resmî alanlara ileterek, yer sağlamış olduğu içeriği ya da veriyi yayından çıkarma hakkı bulunmaktadır.

Yer sağlayıcının ayrıca herhangi bir uyuşmazlık oluşabileceğinden dolayı yer sağlamış olduğu içerikleri ve verileri, yönetmeliğe göre en az altı ay, en fazla iki yıl süreyle saklama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bakanlık tarafından yapılan taleplerde yer sağlayıcı, talep edilen bilgileri teslim etmekle veya tedbirleri almakla da sorumludur. Yer sağlayıcı, talep edilen bilgileri bakanlığa teslim etmemesi veya gerekli tedbirleri almaması durumunda para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir. Bu nedenle, oluşabilecek her türlü durumda yapılan taleplere karşılık verilmesi gerekir.

Günlük hayatta sürekli olarak kullanılan internet hizmeti için belirlenmiş olan internet hukuku çerçevesinde bu yönetmeliğe göre hareket edilmesi, herhangi bir sorun yaşamadan yer sağlayıcı olarak hizmet verilmesini sağlamaktadır.

Bağlantılı makale: İnternet hukuku: İçerik sağlayıcı

]]>
Mon, 05 Jun 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/18/internet-hukuku-yer-saglayici
İnternet hukuku: İçerik sağlayıcı https://halilzafer.net/blog/17/internet-hukuku-icerik-saglayici 5651 sayılı kanunun 2. maddesinde yer alan içerik sağlayıcı, internet üzerinden kullanıcılara sunulacak olan her türlü içerik ve verinin üretilmesi veya değiştirilmesini sağlayacak olan gerçek ya da tüzel kişilerdir. Özellikle makale, görsel veya haber gibi içeriklerin üretilmesini sağlayan kişilerdir. Sosyal medya kanalları üzerinden yapılan gönderiler, paylaşımlar, yorumlar ve daha fazlası bu kanun kapsamında incelenmektedir.

İçerik sağlayıcı nedir?

İçerik sağlayıcı, internet üzerinden sunmuş olduğu her türlü içerik ve veriden sorumlu tutulur. Bu nedenle, sosyal medya kanalları veya diğer sitelerden yapılan olan gönderi, paylaşım ve yorumların dikkatli şekilde yapılması önem arz etmektedir. Kanuna göre belirlenmiş olan içerik sağlayıcı sorumlulukları çerçevesinde yapılan paylaşımlardan sorumlu olmaktadır.

İçerik sağlayıcının farklı bağlantılar kullanması durumunda başkasına ait olan bağlantılardan sorumlu tutulmamaktadır. Ancak sunumu veya yapılan açıklamalarda belirtmiş olduğu içeriklere göre içeriğe ulaşmasını amaçlıyorsa bu durumda sorumlu tutulmaktadır. Bu durumda yalnızca açık şekilde belirtilmesi durumunda içeriği sağlamış olan kişinin sorumlu tutulmasına neden olur. Aksi durumunda bağlantılardan sorumlu tutulmamaktadır.

İçerik sağlayıcı, bakanlık tarafından yapılan her türlü talepte belirtilmiş olan içeriklerin teslim edilmesini veya belirtilen şekilde tedbirlerin alınmasını sağlamak zorundadır. Bu nedenle bakanlık tarafından yapılacak olan taleplere karşılık istenilen bilgilerin eksiksiz olarak verilmesi gerekir. Olası durumlar karşısında bakanlık tarafından yapılan taleplerin karşılanmaması hâlinde internet hukuku kapsamında para cezası ile cezalandırılması mümkündür.

Bağlantılı makale: İnternet hukuku: Yer sağlayıcı

]]>
Sun, 04 Jun 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/17/internet-hukuku-icerik-saglayici
İnsan, inanç ve din yorumu https://halilzafer.net/blog/16/insan-inanc-ve-din-yorumu İnsan, inanç duygusuyla yaratılan tek varlıktır. Yaradılışından bu yana gerçek kudret sahibine yönelme eğilimi içinde olmuştur. Her ne kadar, akıl ve yetenekleriyle yaşadığı çevrede otoriter bir yapı kurmuş olsa da kendi gücünü aşan bir şeyle karşılaştığı zaman aciz duruma düşer. Sonsuzluğun sahibi, ilmin başlangıç noktası "tek" güç sahibi yaratıcısı onu bu durumdan kurtarabilir ancak.

İnanç, dinin ve insanın temeli olan gerçek kudret sahibine kendini teslim edebilmenin adıdır. Gördükleriyle, duyduklarıyla, dokunduklarıyla ve hissettikleriyle gerçek güç sahibi arasında köprü kurabilmektir.

Din, insanla beraber var olan ve yaşayan hem ferdî hem de sosyal bir gerçekliktir. Belirli kurallar ve düzen içerisinde insanın mutluluğunu amaçlayan, dünyanın her yerinde, tarihin her devrinde bulunan bir kavramdır. İnsanı hem içten hem dıştan kuşatan "bir" disiplindir. İnanç arayışı içindeki insana verilen en büyük armağandır.

]]>
Thu, 01 Jun 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/16/insan-inanc-ve-din-yorumu
El-Cezerî kimdir? https://halilzafer.net/blog/15/el-cezeri-kimdir Otomatik aletleri ilk defa yapan, sibernetiğin kurucusu Müslüman ve Türk âlim. Asıl ismi, Bedîüzzaman Ebü'l-Izz bin İsmâil bin Rezzâz el-Cezerî'dir. Dicle ile Fırat arasında bulunan Cezîre -bugünkü Cizre- bölgesinde doğduğu için Cezerî nisbetiyle meşhur olmuştur. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1136-1206 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Artuklu Türklerindendir. Doğu Anadolu'da İslam medeniyetinin ileri olduğu, imar ve ilim işlerinin örnek derecede yürütüldüğü Artukoğulları sarayında, ilmî çalışmalarına devam etmiştir. Yaptığı aletler, aradan asırlar geçmiş olmasına rağmen merakla incelenmekte ve bu ilme yaptığı hizmetler takdir edilmektedir.

El-Cezerî Buluşları

Cezerî; haberleşme, kontrol, denge kurma ve ayarlama ilmi olan sibernetiğin ilk kurucusudur. İnsanlar ve makinelerde bilgi alışverişi, bunların kontrolü ve denge durumu sibernetik ilminin esas konusudur. Söz konusu ilmin gelişmesiyle elektronik beyinler ve otomasyon denilen sistemler ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan incelendiğinde, yaptığı mekanik makineler ile bu ilmin temeli Cezerî tarafından atılmıştır. Cezerî, sadece otomatik aletleri yapmakla kalmamış, otomatik olarak çalışan sistemler arasında denge kurmayı da başarmıştır. Sekiz asır gibi bir aradan sonra, İngiliz nöroloji profesörü Dr. W. Ross Ashby ancak 1951 yılında, üstün denge durumunu ortaya koydu. Fransızlar, sibernetiğin René Descartes (1596-1650) ve Blaise Pascal (1623-1662) ile, Almanlar, Gottfried Leibniz (1646-1716) ile, İngilizler ise Roger Bacon (1214-1294) ile başladığını söylese de, gerçekte otomatik aletleri ilk yapan ve işleten kişi Cezerî'dir. Sibernetik ve elektronik sistemin temelini kuran büyük bir âlimdir.

Cezerî'yi ilim dünyasına, Kitâb-ül-Câmî Beyn-ilmi vel-Amel-in-Nâfi fî Sinâat-il-Hiyel adlı meşhur eseri tanıtmıştır. Eseri kaleme alması şöyle anlatılır: Cezerî, o zamana kadar görülmemiş bir robot yaparak Artuklu hükümdarı Mahmûd bin Mehmed'e takdim eder. Robot, otomatik olarak hareket edebilmekte ve bazı şeyleri kendi kendine yapabilmektedir. Sultan, bütün bunları görünce hayretler içerisinde kalarak, Cezerî'yi takdir etmiş ve bunun hakkında bir kitap yazmasını emretmiştir. Bu emir üzerine Cezerî, meşhur eseri Kitâb-ül Hiyel'i yazmıştır.

Eser, altı bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; su saati, kandreli su saatinin, saat-ı müsteviye ve saat-ı zamâniye olarak nasıl yapılacağı hakkında on şekil, ikinci bölümde; çeşitli kapların yapılışı hakkında on şekil, üçüncü bölümde; hacamat ve abdestle alakalı ibrik ve tasların yapılması hakkında on şekil, dördüncü bölümde; havuzlar ve fıskiyeler hakkında on şekil, beşinci bölümde; suyu derin olmayan bir kuyudan veya akan bir nehirden yükselten aletler hakkında beş şekil, altında bölümde ise; birbirine benzemeyen muhtelif makinelerin yapılışı hakkında beş şekil bulunmaktadır.

El-Cezerî Buluşları

Eseri meydana getiren bütün şekilleri bizzat çizmiş, renklendirmiş ve yaldızlamıştır. Eseri incelendiğinde; yaptığı makineler, kendi kendine öten tavus kuşları, otomatik saatler, robot filler, ele su dökebilen robot insanlar, Cezerî'nin ne denli büyük bir su mühendisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Eserin, müellifin hattı ile olan nüshası elde değildir. Ancak beşi ülkemizde bulunmak üzere dünyada bilinen on beş nüshası vardır. Ülkemizde bulunanlardan dördü Topkapı, bir diğeri ise Süleymaniye Kütüphanesi'nde muhafaza edilmektedir. Arapça yazılmış olan eser, Ahmed el-Hasen tarafından çeşitli yazmaları ile karşılaştırılarak yayınlanmıştır.

Kaynak: Türkiye Gazetesi Yayınları, Müslüman Bilim Adamları, İstanbul 2005, s. 164-166

]]>
Mon, 29 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/15/el-cezeri-kimdir
Gelişmekte olan ülkenin gelişemeyen insanı https://halilzafer.net/blog/14/gelismekte-olan-ulkenin-gelisemeyen-insani Bilmem kaç yüz bin liraya aldığı arabasındaki sinyal kolunu kullanmaktan aciz, trafiğe insan avlamaya çıkan adama en lüks malzemelerle donatılmış, şehrin içinde ama şehirden uzak battal boy bir rezidans sunuyorsun, sunma! Hayatında eksik olan her şeyi mutluluk sanan, tek amacı para kazanmak tek korkusu da para kaybetmek olan bu insanları kira öder gibi ev sahibi yapıyorsun, yapma!

Çarpık yapıların arasında sıkışıp kalmış, beton mafyaları tarafından kurtarılmayı bekleyen ucube gecekonduların çaresizliğine ne demeli? Her sokakta demirbaş hâline getirilmiş alışveriş merkezleri ve onlara bağımlı; amaçsız, kronik mutsuzlar var bir de. Huzuru, inşaat demirinin betonla yaşadığı aşkın arasına sığınmakta bulan prestij sahibi bireyler onlar. Evet, televizyon reklamlarının yüzde 90'ını işgal eden konut projelerini izleyerek hipnotize olan, sonra da çok uygun taksitlerle kendini bankaların kucağında bulanlardan bahsediyorum. Yazması bile zor ama hapishaneden hâllice, tek tip hayata belki bir gün sen de ben de mahkûm yaşayacak…

Bütün bunlar yaşanırken; tüm değerlerini yitirmiş, gelişmekte olan (!) ülkenin menfaatiyle uzaktan yakından alakası olmayan, sadece oturduğu dev koltuktan ahkâm kesen, bilimi ve teknolojiyi "Ben veririm parasını Japon, Amerikan ya da Alman yapar." cümlesine sığdırabilecek kadar sığ insanların altında yaşamanın zorluğundan bahsetmiyorum bile. Bilse de bilmese de her konu hakkında fikir paylaşımının farz olduğunu düşünen, kafasındaki soru işaretlerini bilgiye değil de çevresindeki insanların özel hayatına saklayan bir güruhun içinde kalmak da cabası. Bilimden ve teknolojiden nefret eden, beton sevici toplum yaratmanın gururuyla kabartın göğsünüzü!

]]>
Sun, 21 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/14/gelismekte-olan-ulkenin-gelisemeyen-insani
İzledim: Doktor Jivago https://halilzafer.net/blog/13/izledim-doktor-jivago 1917 Ekim Devrimi döneminde yaşayan bir doktor ve şair olan Yury Jivago, devrim atmosferinde büyük bunalımlar yaşamaktadır. Savaşın acımazlığının yanında ideallerini ve doğru bildiği birçok şeyi kaybeden Jivago, evliliği konusunda da büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Karısının kendisine duyduğu aşka karşılık veremeyen çaresiz adam, devrim öncülerinden birinin karısına âşık olmuştur. Yasak aşkı ve evliliği arasında sıkışıp kalan Jivago, sadakat ve tutkularını kontrol altında tutamamaktadır. Rusya'nın geçirdiği değişim ve dönüşüm evresini Doktor Jivago karakteri üzerinden anlatan film, 5 dalda Oscar ödülü kazanmış.

Doktor Jivago

Film, 22 Aralık 1965 yılında vizyona giriş yapmış. Ülkemizde ise bu tarih: 28 Aralık 1968. Dram, romantik ve savaş kategorilerinde değerlendirilen film, Boris Pasternak'ın aynı adlı romanından uyarlanmış.

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt0059113/
YouTube: https://www.youtube.com/playlist?list=PLZbXA4lyCtqqFE70DIDmIbAbLuX_q63HZ

]]>
Wed, 17 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/13/izledim-doktor-jivago
III. Vlad nâm-ı diğer Kazıklı Voyvoda https://halilzafer.net/blog/12/iii-vlad-nam-i-diger-kazikli-voyvoda Osmanlılar tarafından Kazıklı Voyvoda, kendi milleti Ulahlar tarafından cellât anlamına gelen Tepeş, Macarlar tarafından ise şeytan anlamına gelen Drakul olarak adlandırılan III. Vlad, kardeşi Radul ile birlikte 1442 yılında Eflak tarafından Osmanlılar'a rehin verilmişti. Osmanlılar'a rehin verildiğinde on iki yaşında olan Vlad, Saray-ı Cedid-i Amire'de tutuluyordu. Burada Şehzade Mehmed (II. Mehmed) ile birlikte Molla Gürani'nin derslerine katıldı.

Kont Drakula

Fatih Sultan Mehmed, kendisi ile iyi ilişkiler içerisindeki Vlad'ı 1456 yılında Eflak prensliğine atadı. Zeki ve cesur bir yapısı olan Vlad, Osmanlılar'dan öğrendiği komuta ve idare yetenekleriyle kendisini kabul ettirdi. Boğdanlıları ve Macarları birkaç defa bozguna uğratmıştı.

Osmanlı Devleti'ne sadık görünüyor, her yıl haracını bizzat padişaha getiriyordu. Padişah da kendisine hil'atler giydirip ihsanlarda bulunuyordu. Ancak Fatih, Mora ve Karadeniz sahilleri ile uğraşırken Vlad eski bağlılığını göstermemeye başladı. Artık vergilerini bizzat getirmek bir yana, hiç göndermiyordu. Kendi hükmü altındaki insanlar dâhil olmak üzere çevre ülkelerin de mensuplarına zulüm etmeye başladı. Batılı kaynaklar onun işkencelerinden uzun uzun söz etmekte ve vahşi bir canavara dönüştüğünü anlatmaktadır.

III. Vlad, kazığa geçirdiği insanların oluşturduğu bir dairenin ortasında saray halkı ile beraber yemek yemekten büyük zevk alırdı. Özellikle de Türkleri bu işkenceyle öldürmek onun için bir tutku haline gelmişti. Eline Türk esirler geçince, ayaklarındaki derinin yüzülmesini, açığa çıkan etin üzerine tuz dökülmesini ve ızdırabın artması için keçilere yalatılmasını emrederdi. Bir gün şehirdeki bütün dilencileri çağırtarak büyük bir ziyafet verdi. Dilencileri iyice doyurduktan sonra masayı ateşe verdirip, hepsini diri diri yaktı. Bir defa da birkaç kadının göğüslerini kestirip yerlerine çocuklarının başlarını diktirmişti. Bazı kadınları da kazanlara attırıp haşlatıyor, etlerini çocuklarına yediriyordu.

İnsanları doğramak, kazanlarda kaynatmak için özel yöntemler uygulamıştı. Bir gün eşek üzerinde tesadüf ettiği bir papazı eşekle birlikte kazığa geçirtti. Hamile olduğunu söyleyen bir sevgilisinin karnını yarıp doğru söyleyip söylemediğine bakmıştı. Dil öğrenmek için Eflak'a gelen dört yüz Macar ve Erdelli genci casus oldukları gerekçesi ile diri diri yaktı. Bohemyalı altı yüz kadar tüccarı da pazar yerinde kazığa oturttu. Bunların hepsini bir şenlik havasında yaptı.

Tüm bunlardan haberdar olan Fatih, kendisini kolay yoldan cezalandırmak istiyordu. Bunun için Silistre Beyi Kâtip Yunus Bey'i Vlad'a yollayarak vergisini bizzat İstanbul'a getirmesini istedi. Vlad ise İstanbul'a geldiğinde Eflak'ın korunması için Fatih'ten asker istediğini bildirdi. Fatih, Niğbolu sancakbeyi Hamza Bey'i bu istek üzerine Eflak'a gönderirken Vlad'ın mutlaka getirilmesini de emretti. Hamza Bey ve askerleri Tuna önüne geldiğinde nehrin donmuş olduğunu görüp beklemeye başladı. Vlad ise Fatih'in tasavvurundan haberdar mı olmuştu yoksa bir planla mı asker istemişti bilinmez, donmuş olan Tuna'yı geçerek, herhangi bir saldırı beklemeyen Hamza Bey kuvvetlerine baskın verdi. Bu baskında Kâtip Yunus Bey şehit olurken Hamza Bey ise esir düştü. Bütün esirler kol ve bacakları kırıldıktan sonra kazığa oturtuldu. Hamza Bey'in kellesini Macar Kralı'na yollayarak kendisinden yardım istemişti.

Kazıklı Voyvoda bundan sonra Niğbolu, Vidin ve bütün nehir boyu şehirlerini yağmalayıp katliam yaptı ve yirmi beş bin esirle Eflak'a döndü. Bu feci durumu haber alan Fatih, hiddetlenerek derhal sefer hazırlıklarını başlattı. Bizzat kendisi ordusuyla Vlad'ın peşine düştü. Osmanlı öncü birlikleri, Vlad'ın ordusunu bozguna uğrattı. Ancak Voyvoda'yı ne kadar arasalar da bulamadılar. Kazıklı Voyvoda, Macaristan'a sığınmıştı.

Osmanlılar ile yeni barış yapmış olan Macaristan Kralı, başına yeni bir bela açmak istemiyordu. Zulümlerinden Macarların da pay aldığı Vlad'ı gelir gelmez hapsetti. Fatih, Kazıklı Voyvoda'nın yerine küçük kardeşi Radul'u yıllık on iki bin duka vergiye bağlayarak Eflak beyliğine getirdi. Radul Osmanlılara sadakatini bozmadı. Macaristan'da hapis kalan Vlad, 1476'da Eflak ülkesinde yeniden göründü. Boğdan ve Erdel birliklerinin desteğiyle tahtını yeniden ele geçirdi. Ancak teyakkuz halindeki Mihaloğlu akıncıları Aralık 1476'da Vlad'ı Bükreş yakınlarındaki Balteni'de iken ansızın bastırarak boğazladılar. Kesilen başını padişaha gönderdiler. Hüküm süresi boyunca birçok vahşete imza atmış olan Vlad Tepeş, kan dökücülüğü sebebiyle vampir olarak efsaneleşmiş ve birçok filme konu olmuştur.

Kaynak: Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Kayı II, İstanbul 2011, s. 185-189

]]>
Fri, 12 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/12/iii-vlad-nam-i-diger-kazikli-voyvoda
İzledim: Schindler'in Listesi https://halilzafer.net/blog/11/izledim-schindler-in-listesi Film, II. Dünya Savaşı yıllarının Nazi Almanya'sında geçiyor. Girişimci bir Alman olan Oskar Schindler, savaşın başlarında Polonya'da bir Yahudi'den satın aldığı fabrikada yine Yahudi işçileri çalıştırarak elde ettiği servet ile 1200 Yahudi'nin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlanan film, başarılı yönetmen Steven Spielberg'in en önemli yapıtları arasında yer alıyor. Film, 1994 yılında 12 dalda Oscar'a aday olmuş ve 7 dalda ödül kazanmış.

Schindler'in Listesi

Filmin vizyona giriş tarihi: 30 Kasım 1933. Ülkemizde ise ancak 4 Mart 1994 tarihinde vizyona girebilmiş. Biyografi, dram ve tarih kategorilerinde değerlendirilen film, 3 saat 15 dakikalık süresiyle seyirci adaylarının ön yargılı yaklaşımına sebep oluyor.

IMDb: http://www.imdb.com/title/tt0108052/
YouTube: https://www.youtube.com/playlist?list=PLZbXA4lyCtqrOw8r-sor6HoruOGogYyrn

]]>
Mon, 08 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/11/izledim-schindler-in-listesi
Mizah çözümlemesi https://halilzafer.net/blog/10/mizah-cozumlemesi "Gaz kaçağını çakmakla kontrol eden bu millete, mizahı öğretecek değiliz!" şeklinde bir giriş yapmak isterdim fakat ne ben bir politikacıyım ne de bu bir balkon konuşması metni. Yurdum insanının en iyi yapabildiği şeylerden biri kuşkusuz mizah. İzahı olmayanı mizaha eviren, sevincini de üzüntüsünü de mizahla harmanlayıp, afiyetle tüketen seçilmiş kişileriz biz!

Mizah, konulara farklı açılardan bakarak, bizleri bazen güldüren bazen düşündüren bazen de bir fikri anlatmak ya da eleştirmek için kullanılan bir "sanat" dalıdır. Mizahın insanı sadece gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatı olmadığını; mizah eserlerinin aynı zamanda, belli fikirleri ifade etmek için üretildiğini ve toplumu aydınlattığını es geçmemekte fayda var.

Eski çağlarda, yönetim biçimlerini eleştirmek için kullanılan mizah, günümüzde çeşitlilik kazanmış ve her alana yayılmıştır. Günlük hayatta olmazsa olmazımız olan mizah, siyaset ve ekonomide de sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Hayatta; savaş, ölüm, hastalık gibi çok ciddi algılanan konuların hiciv ile ele alınması ise "kara mizah" kavramını doğurmuştur. İnsanı acı acı gülümseten ve düşündüren bir alaydır bu. "Gülerim ağlanacak hâlime!" misali. Hababam Sınıfı, Kapıcılar Kralı, Postacı gibi filmler ile toplumsal olaylar, seyircisine aile boyu kahkahalar attırarak anlatılmıştır. Bu filmlerin birçok sahnesini hâlâ anımsadığınızı fark ettiniz değil mi? Mizah yer eder, unutulmaz. Güldürür, düşündürür...

]]>
Fri, 05 May 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/10/mizah-cozumlemesi
Toprağın üstündekiler https://halilzafer.net/blog/9/topragin-ustundekiler Birbirimizi kandırmayalım. Siyaset lanet bir şey. Bağımlılığın arkasında bıraktığı riyakârlığın ayak izleri. Bulaşanın bırakamadığı bu illetin bedelini neden başkaları öder ki? Hak yemek, dolaylı olarak can almak ne kadar da basitleştirildi mensup olduğu dinin arkasına saklanan korkaklar tarafından. Zenginlerin zenginliğini, fakirlerin de fakirliğini koruyabilmek için kırk takla atanlar, rant belirli bir kesime ait olunca üç maymuna oynadılar.

Sonuç mu? Menfaat kelimesini, şehit kelimesinin ardına sakladılar. Anaların öpmeye kıyamadığı, babaların şımarmasın diye sevemediği çocuklar toprağın altında, soğuk şimdi.

Kendini koru. Çünkü toprağın üstü hastalık dolu...

]]>
Fri, 28 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/9/topragin-ustundekiler
Özgür yazılımlara katkı sağlamak https://halilzafer.net/blog/8/ozgur-yazilimlara-katki-saglamak Özgür yazılımlar genellikle çevrelerinde oluşan toplulukların gücüyle hayatlarını sürdürür. Topluluklar elbette sadece geliştiricilerden ibaret değildir. Özgür yazılımlar çoğunlukla ücretsiz olsalar da her zaman ücretsiz olmak zorunda değildirler. Özgür yazılımlara katkıda bulunabilmek için kod yazmayı biliyor olmak zorunda değilsiniz. Kod katkısı dışında da katkıda bulunmanın birçok yolu vardır. Unutmayın, her katkı kıymetlidir…

Özgür yazılımlara katkı sağlamak

Hata raporlama

Kullanıcısından geri bildirim almak yazılım ve geliştiricisi için her zaman önemlidir. Birçok özgür yazılım hemen hemen her gün yeni kabul edilen yamalarıyla birlikte derlenip, paketlenir. Böylece en son hâli üzerinden yazılım test edilebilir. Katkıda bulunabilmek için geliştirici sürümünü kullanmanız ve test etmeniz bir zorunluluk değil. Ancak karşılaştığınız hatanın daha kısa sürede çözümlenmesi daha olası olacaktır. Bu yönden ele alındığında, yazılımların geliştirici sürümünü kullanmanız sizin için çok daha iyi olacaktır.

Raporlanmış hatayı test edip onaylama

Hata ilk raporlandığında "onaylanmamış" etiketine sahip olmalıdır. Kullanıcılar tarafından raporlanmış hatalar en az bir kişi tarafından daha tekrar edilirse "onaylanmış" etiketi kazanmalıdır. Böylece raporlanmış hataların gerçekten hata olma ihtimali yükselecektir. Bu sebepten dolayı raporlanmış hataları test etmek de ayrı bir iş hâline gelir. Raporlanan hatayı tarif edildiği şekilde siz de görebiliyosanız ve eminseniz, hatanın giderilmesi konusunda katkı sağlayabilirsiniz.

Manuel test

Testi yazılmış özelliklerin bir sonraki sürümde doğru çalışıp çalışmadığının fark edilmesi kolaylaşır. Kod yazmadan düz metin yazar gibi test yazmanız da mümkündür. En iyi biçimde katkıda bulunabilmek için; daha önce yazılmış testleri inceleyebilir, siz de yenilerini ekleyebilirsiniz.

Çeviri

Hiçbir yazılım kendiliğinden Türkçe'ye çevrilmez. Türkçe kullanabildiğiniz özgür yazılımların her birinin arkasında bir ya da birden fazla “gönüllü çevirmen" vardır. Düzgün çeviri yapabilmek için İngilizce bilmekten fazlası gerekir. Yaptığınız çeviriler tutarlı olmalıdır. Hızlandırıcılar, değişkenler, formül isimleri gibi kod ile bağlantılı çevirileri yaparken öncekilerin nasıl çevrildiğini mutlaka incelemelisiniz.

Belgelendirme

Elbette kod belgelendirmesinden bahsetmiyorum. Kod belgelendirebilmek için koda hâkim olmak gerekir. Belgelendirmenin kod yazmaktan daha zor bir iş olduğu aşikâr. Yazılımın bir özelliğe sahip olması tek başına yeterli değildir. Kullanıcı onu nasıl kullanacağını bilmediğinde özellik onun için anlamsız hâle gelir. Bu belgelerin güncel kalması için yardımcı olabilirsiniz.

Kullanım videoları

Bazı kullanıcılar için okuyarak öğrenmek, izleyerek öğrenmekten daha zordur. Bu yüzden katkıda bulunmak istediğiniz özgür yazılımın anlaşılabilirliğini ve kullanılabilirliğini kolaylaştırmak adına ilgili yazılımın kullanımı hakkında ekranınızı kaydererek katkıda bulunabilirsiniz.

Tanıtım ve pazarlama

Özgür yazılımların da tanıtılması, pazarlanması ve topluluğunun bir arada tutulması gerekir. Bu gibi mecraların da birileri tarafından yönetilmesi gerekir. Bu yönden katkıda bulunmak, sorumluluk almak isterseniz tam zamanı.

Bağış

Özgür yazılımlar ağaçta yetişmez, yerden bitmez. Alan adı, sunucu masrafı, etkinlikler, geliştiriciyi teşvik etme gibi giderleri vardır. "Benim vaktim yok ama bağış yapabilirim." diyenlerdenseniz, miktarından bağımsız şekilde kıymetli bir katkıda bulunmuş olursunuz.

]]>
Tue, 25 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/8/ozgur-yazilimlara-katki-saglamak
Devrik cümle: Tarafsız gazetecilik olmaz https://halilzafer.net/blog/7/devrik-cumle-tarafsiz-gazetecilik-olmaz Bugünün dünyasında tarafsız kalmak pek inandırıcı değil açıkçası. Özellikle de büyük kitleleri yöneten medya sektöründe. Tarafsızlığını iddia eden, egemen sınıfların ve mevcut sistemin yanında pasif olarak taraf tutmuş demektir aslında. Ya küçük balık olursunuz ya da büyük balık. Ortada bir yerlerde "tarafsızlık" adı altında konumlandıramazsınız kendinizi. İyiye iyi, kötüye kötü demek tarafsız kalmaya çalışmaktır aslında. Paraya para demek değil!

Devrik cümle: Tarafsız gazetecilik olmaz

Yazdıklarından ve yayınladıklarından yola çıkarak herhangi bir medya organının hangi görüşü desteklediğini ayırt etmek çok da zor olmasa gerek. Tarafsızlık sloganının arkasında, birden fazla farklılık olabilir elbette. Fakat en göze çarpanlar, yapıcılık ve yıkıcılık olacaktır hiç şüphesiz. Bunların karşısında tüm tarafları görmezden gelmek en iyisi. Neden mi? Çünkü yapıcıya göre iyi ve doğru olan bir şey, yıkıcıya göre kötü ve yanlıştır her zaman...

Medya organlarının tarafsızlık sloganının arkasında, seçimini düzenden yana kullanmış olmak yatar. Tarafsız gazetecilik yaptığını söyleyen medya organları, genellikle eleștirilerini sisteme değil, şahıslara ve siyasi partilere yöneltirler acımasızca. Topluma da bu acımasızlığı tarafsız gazetecilik etiketi altında sunmaktan da kaçınmazlar tabii. Aslında yaptıkları, savunduğu görüşü aklamaktan; bizzat sistemin kendi ișleyișinden, doğasından kaynaklı yanlış ve hataları kișilere, kurumlara yükleyerek, mevcut sistemi temize çıkarmaktan ibarettir kanımca. İtiraf etmek gerekirse; ileriden geriye, sağdan sola, yukarıdan aşağıya bir dansözün bile zorlanacağı bu kıvrak hareketleri medya patronlarından izlemek keyif verici.

]]>
Sat, 22 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/7/devrik-cumle-tarafsiz-gazetecilik-olmaz
HTML5: Sürükle ve bırak özelliği https://halilzafer.net/blog/6/html5-surukle-ve-birak-ozelligi Sürükle ve bırak artık HTML5 için vazgeçilemez bir özellik oldu. Basit bir kullanım şekli olan bu özellik, kullanıcılara büyük ölçüde kolaylık sağlıyor. Sürükle ve bırak özelliği tüm nesnelere uygulanabiliyor. Bir nesneyi tutup diğer bir konuma taşıyarak "Sürükle ve bırak (Drag and drop)" işlemini gerçekleştirmiş oluyoruz. Bu özellik hâlihazırda birçok dil üzerinde de kullanılmaktadır.

<script type="text/javascript">
function allowDrop(ev){
    ev.preventDefault();
}
function drag(ev){
    ev.dataTransfer.setData("text",ev.target.id);
}
function drop(ev){
    ev.preventDefault();
    var data=ev.dataTransfer.getData("text");
    ev.target.appendChild(document.getElementById(data));
}
</script>
<div id="div" ondrop="drop(event)" ondragover="allowDrop(event)"></div>
<img id="logo" src="https://www.w3schools.com/images/w3schoolscom_gray.gif" draggable="true"
ondragstart="drag(event)" width="150" height="28" />

Elemana draggable özniteliğini "true" olarak verdiğimizde elemanımız artık sürüklenebilir olacaktır.

<img draggable="true" /">
]]>
Tue, 18 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/6/html5-surukle-ve-birak-ozelligi
HTML5: Video dosyası ekleme https://halilzafer.net/blog/5/html5-video-dosyasi-ekleme Şimdiye kadar bir sayfada direkt olarak video göstermek, HTML özellikleri arasında yer almıyordu. Daha önce bir takım eklentiler aracılığıyla video dosyaları oynatılıyordu. Hatta farklı tarayıcılarda farklı eklentiler kullanmak bile gerekebiliyordu. HTML5, web sayfalarına video eklemek için standart bir yol ile yeni bir öge tanımlamaya olanak sağlıyor.

Nasıl çalışır?

<video> etiketi açılır, içine <source> etiketi ile video dosyasının kaynağı ve tipi yazılır, ardından </video> etiketi kapatılır. Ayrıca HTML5 video etiketlerini desteklemeyen tarayıcılar için video etiketlerinin içine uyarı eklemeniz gerekecektir.

<video width="640" height="480" controls="controls">
    <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.mp4" />
    <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.ogg" />
    Kullandığınız tarayıcı video etiketlerini desteklemiyor.
</video>

Videolar için controls özniteliği "Play", "Pause" ve "Volume" gibi denetimler ekler.

Ayrıca her zaman width ve height niteliklerini dâhil etmek iyi bir fikirdir. Yüksekliği ve genişliği ayarlarsanız sayfa yüklendiğinde video için gerekli alan ayrılmış olacaktır.

Şu anda <video> ögesi için desteklenen dosya formatları şöyledir: MP4, WebM ve Ogg.

Document Object Model (DOM)

HTML5 video elemanının yöntemleri (methods), özellikleri (properties) ve olayları (events) vardır. Bu sayede basit bir şekilde ögeleri okuma, özellikleri belirleme ve yöntemleri nasıl çağırdığımız işlenmektedir.

<div>
    <p>
        <button onclick="playPause()">Oynat/Durdur</button>
        <button onclick="makeBig()">Büyüt</button>
        <button onclick="makeSmall()">Küçült</button>
        <button onclick="makeNormal()">Normal</button>
        <!-- onclick özniteliğinin kullanılması tavsiye edilmemektedir. --> 
    </p>
    <video id="video" width="640">
        <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.mp4" />
        <source src="https://www.w3schools.com/html/mov_bbb.ogg" type="video/ogg" />
        Kullandığını tarayıcı HTML5 video etiketlerini desteklemiyor.
    </video>
</div>
<script type="text/javascript"> 
    var myVideo=document.getElementById("video");
    function playPause(){ 
        if (myVideo.paused) 
          myVideo.play(); 
        else 
          myVideo.pause(); 
    } 
    function makeBig(){ 
        myVideo.width=790; 
    } 
    function makeSmall(){ 
        myVideo.width=540; 
    } 
    function makeNormal(){ 
        myVideo.width=640; 
    } 
</script>

Aşağıda tüm gelişmiş tarayıcılar tarafından desteklenen yöntemler, özellikler ve olaylar listelenmiştir.

Yöntemler: play() • pause() • load() • canPlayType

Özellikler: currentSrc • currentTime • videoWidth • videoHeight • duration • ended • error • paused • muted • seeking • volume • height • width

Olaylar: play • pause • progress • error • timeupdate • ended • abort • empty • emptied • waiting • loadedmetadata

Bağlantılı dersler:
HTML5: Giriş
HTML5: Ses dosyası ekleme
HTML5: Sürükle ve bırak özelliği

]]>
Mon, 17 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/5/html5-video-dosyasi-ekleme
HTML5: Ses dosyası ekleme https://halilzafer.net/blog/4/html5-ses-dosyasi-ekleme HTML5 ile ses dosyalarını oynatmak artık mümkün hâle geldi. Daha önce bir takım eklentiler aracılığıyla ses dosyaları oynatılıyordu. Hatta farklı tarayıcılarda farklı eklentiler kullanmak bile gerekebiliyordu. HTML5, web sayfalarında ses dosyalarını çalmak için standart bir yol ile yeni bir öge tanımlamaya olanak sağlıyor.

Nasıl çalışır?

<audio> etiketi açılır, içine <source> etiketi ile ses dosyasının kaynağı ve tipi yazılır, ardından </audio> etiketi kapatılır. Ayrıca HTML5 ses etiketlerini desteklemeyen tarayıcılar için ses etiketlerinin içine uyarı eklemeniz gerekecektir.

<audio controls="controls">
    <source src="https://www.w3schools.com/html/horse.ogg" type="audio/ogg" />
    <source src="https://www.w3schools.com/html/horse.mp3" type="audio/mpeg" />
    Kullandığınız tarayıcı ses etiketlerini desteklemiyor.
</audio>

Sesler için controls özniteliği "Play", "Pause" ve "Volume" gibi denetimler ekler.

Şu anda <audio> ögesi için desteklenen dosya formatları şöyledir: MP3, WAV ve Ogg.

Bağlantılı dersler:
HTML5: Giriş
HTML5: Video dosyası ekleme
HTML5: Sürükle ve bırak özelliği

]]>
Sun, 16 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/4/html5-ses-dosyasi-ekleme
HTML5: Giriş https://halilzafer.net/blog/3/html5-giris HTML5, yeni bir HTML standardıdır. Artık ekstra bir koda gerek kalmadan; ses dosyası çalabilecek, video dosyası oynatabilecek, sürükle ve bırak gibi birçok yeni özelliği kullanabileceğiz. HTML5 öğrenmek için HTML/XHTML biliyor olmanız gerekmektedir. Bir önceki sürüm olan HTML 4.01, 1999 yılında geliştirilmişti. O tarihten bu yana web üzerinde pek çok şey değişiklik yaşadı. HTML5 sürekli geliştirilmeye devam etmektedir.

HTML5, World Wide Web Consortium (W3C) ile Web Hypertext Application Technology Working Group (WHATWG) iş birliğidir. WHATWG, web formları ve uygulamalar üzerinde çalışıyordu. W3C ise XHTML 2.0 üzerinde çalışıyordu. 2006 yılında HTML'in yeni bir sürümünü çıkartmak için iş birliği yapmayı kararlaştırdılar.

HTML5 için bazı kurallar belirlendi: Yeni özellikler HTML, CSS, JavaScript ve DOM tabanlı olmalıydı. Yaygın olarak kullanılan Adobe Flash Player gibi dış eklentilere olan ihtiyaç azaltılmalıydı. Hatalar daha iyi ayıklanabilmeli, aygıt bağımsız şekilde çalışmalı ve geliştirme süreci herkes tarafından takip edilebilir olmalıydı. Bunlarla beraber HTML5, kullanıcıların minimum seviyede doküman ihtiyacı duymasına imkân sağlıyor.

HTML5 üzerinde DOCTYPE bildirimi, önceki HTML sürümlerine göre oldukça basittir.

<!DOCTYPE html>

Standart bir HTML5 belgesi oluşturmak için gerekli etiketler, anlaşılır ve basittir.

<!DOCTYPE html>
<html>
    <head>
        <title>Doküman başlığı</title>
    </head>
    <body>
        Doküman içeriği
    </body>
</html>

HTML5 için henüz resmi bir standart yok ve tarayıcıların hiçbirinde tam anlamıyla desteklenmiyor. Kısmen de olsa gelişmiş tarayıcılar (Opera, Mozilla Firefox, Safari, Google Chrome ve Internet Explorer'ın son sürümü) en son sürümlerine yeni HTML5 özelliklerini eklemeye devam etmektedirler.

Yapı elementleri: <article> • <aside> • <bdi> • <command> • <details> • <summary> • <figure> • <figcaption> • <header> • <footer> • <hgroup> • <mark> • <meter> • <nav> • <progress> • <ruby> • <rt> • <rp> • <section> • <time> • <wbr>

Yeni medya elementleri: <audio> • <video> • <source> • <embed> • <track> • <canvas>

Yeni form elementleri: <datalist> • <keygen> • <output>

Kaldırılan elementler: <acronym> • <applet> • <basefont> • <big> • <center> • <font> • <frame> • <frameset> • <noframes> • <strike> • <tt>

Bağlantılı dersler:
HTML5: Ses dosyası ekleme
HTML5: Video dosyası ekleme
HTML5: Sürükle ve bırak özelliği

]]>
Sat, 15 Apr 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/3/html5-giris
Girişimcilik safsatası https://halilzafer.net/blog/2/girisimcilik-safsatasi Son zamanlarda adını çokça duyduğunuz kelimedir kendileri. Peki, girişimci dedikleri bu şey ne ola ki? Aslında her kafadan bir ses çıkacaktır bu soru karşısında. Tabii, insanların bir fikre sahip olması, iyi bir şey şüphesiz. İnsan, gördüklerini ya da duyduklarını hiç sorgulamadan kabul etmeyi ne kadar da iyi başarıyor değil mi?

Girişimciliği sadece e-ticaretten ibaret görenler, çıktığı her konferansta girişimcilik diye şişirilmiş bir sürü zırva e-ticaret başarı hikâyelerini anlatanlar, sektörün reklam harcamasını pompalamak için “Bu sektör şöyle büyüyor, böyle paralar kazanılıyor!" diye ahkâm kesenler…

Ha, konuşmalarında olmazsa olmazları olan “Otobüsten indim, Mercedes'e bindim…" cümlesini kurmadan da rahat uyuyamazlar! Saçma sapan ütopyalarının içinde kaybolup, genç girişimcileri uzun vadede hüsrana uğratanlar onlayn mı?

]]>
Fri, 10 Feb 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/2/girisimcilik-safsatasi
Merhaba dünya https://halilzafer.net/blog/1/merhaba-dunya

"Ne yazsam?" sorusunun başlangıcı, birbirini tanımayan kelimelerin sımsıkı tutunarak oluşturduğu cümlelerin sonu olacak yazacaklarım. Olduğu kadar da tecrübe, fikir ve notlarımı karalayacağım. Yaşlıların da bir zamanlar genç, hatta çocuk olduklarını düşünebilmek kadar zor olmayacak yazacaklarımı anlamak... İnsan, kendine dahi söylemeye korktuklarını diğerlerine açabilmek için yazar. Yazdıkça da yazası gelir, içinde bir şey kalmayana dek! Çok garip, değil mi?

]]>
Wed, 08 Feb 2017 00:00:00 +0300 http://halilzafer.net/blog/1/merhaba-dunya