Gelişmekte olan ülkenin gelişemeyen insanı

21 Mayıs 2017

Bilmem kaç yüz bin liraya aldığı arabasındaki sinyal kolunu kullanmaktan aciz, trafiğe insan avlamaya çıkan adama en lüks malzemelerle donatılmış, şehrin içinde ama şehirden uzak battal boy bir rezidans sunuyorsun, sunma! Hayatında eksik olan her şeyi mutluluk sanan, tek amacı para kazanmak tek korkusu da para kaybetmek olan bu insanları kira öder gibi ev sahibi yapıyorsun, yapma!

Çarpık yapıların arasında sıkışıp kalmış, beton mafyaları tarafından kurtarılmayı bekleyen ucube gecekonduların çaresizliğine ne demeli? Her sokakta demirbaş hâline getirilmiş alışveriş merkezleri ve onlara bağımlı; amaçsız, kronik mutsuzlar var bir de. Huzuru, inşaat demirinin betonla yaşadığı aşkın arasına sığınmakta bulan prestij sahibi bireyler onlar. Evet, televizyon reklamlarının yüzde 90'ını işgal eden konut projelerini izleyerek hipnotize olan, sonra da çok uygun taksitlerle kendini bankaların kucağında bulanlardan bahsediyorum. Yazması bile zor ama hapishaneden hâllice, tek tip hayata belki bir gün sen de ben de mahkûm yaşayacak…

Bütün bunlar yaşanırken; tüm değerlerini yitirmiş, gelişmekte olan (!) ülkenin menfaatiyle uzaktan yakından alakası olmayan, sadece oturduğu dev koltuktan ahkâm kesen, bilimi ve teknolojiyi "Ben veririm parasını Japon, Amerikan ya da Alman yapar." cümlesine sığdırabilecek kadar sığ insanların altında yaşamanın zorluğundan bahsetmiyorum bile. Bilse de bilmese de her konu hakkında fikir paylaşımının farz olduğunu düşünen, kafasındaki soru işaretlerini bilgiye değil de çevresindeki insanların özel hayatına saklayan bir güruhun içinde kalmak da cabası. Bilimden ve teknolojiden nefret eden, beton sevici toplum yaratmanın gururuyla kabartın göğsünüzü!